Erken Çocuklukta Duygusal Gelişim

Erken çocuklukta duygusal yaşam temel gelişim evrelerine göre değişkenlik gösterir.

Bebek ilk doğduğu andan itibaren dünyaya karşı sanıldığı gibi ilgisiz değildir.Yapılan araştırmalara göre;henüz 4 günlük bir bebek kendi annesinin ve başka bir annenin sütü ile ıslatılan ve yastığının sağ ve soluna yerleştirilen süt pedlerine kendi annesine ait olan süte doğru yönelerek tepki vermiştir.

Bebeklerin tanıma,anlama ve bağ kurmaya hazır olarak Dünya’ya geldiğini düşündüren bu bilgi ışığında bebeğin sadece fizyolojik ihtiyaçlarının değil ilişkiye olan ihtiyacının da yadsınamayacak nitelikte önem taşıdığı artık bilinmektedir.

Bu dönemde çocuğun dikkatini canlı renkli sesli oyuncaklar çeker bundandır ki beşiklerin tepesi sallanan oyuncaklarla doludur. Ancak annesinin sütünü bile tanıma yetisine haiz olan bebeğin anne ile ilişkiye daha çok ihtiyacı vardır.Onunla konuşmak, tenine temas etmek asıl önemli gereksinimleridir.

Bu dönemde bebek terbiye edilmez. Örneğin;kucağıma almayayım da alışmasın uygun bir yaklaşım değildir.
Temel bakım veren bebeği tanıdığına inanıyorsa ,ona yardım edebilecek durumdadır demektir.Bebeğin İhtiyacının ne olduğu temel bakım veren tarafından kolaylıkla anlaşılabilir.

Süt bebeklerinin ağlayarak bağırmalarının bir çok nedeni vardır,bağırışların ne anlama geldiğini bilmeden ne yapılması gerektiğini kimse bilemez.

Bağırıp ağlayanın kucağa alınmaması ya da asla ağlatılmaması spektrumun iki ucunda olumsuz tutum olarak değerlendirilebilir. Bebeği yönetmeye çalışmak değil,ihtiyacını duygusunu anlamak ve yeterince gidermek temel bakım verenin bu dönemki görevidir.

Yumruğunu ağzına koyma,parmağını emme,annenin memeleriyle oynama sizin için ne ifade eder bilinmez ama onun için kaygıyla baş etme yöntemidir.

Açlığı acı olarak deneyimler, ağlayarak öfkesini gösteriyor olabilir,kendi bedeni üzerinde denetim kurmaya çalışıyor protesto ediyor olabilir.

Engellendiğinde elini ağzına sokacaktır,elini ağzına sokmasını engelleseniz de bağırmasını engelleyemezsiniz.
Temel bakım verene;güven ile ilgili öfkeye bağlı ağlama sıklıkla gözlenir,bu öfke mecburidir,zihninden geçeni olacak sanan bebek engellenme duygusunu sıklıkla hisseder.

Bebeğin tek amacı vardır,içsel dengeyi yakalamak! Sürekli bu pozisyona gelmeye çalışır.

Tüm yaşamında devam edecek olan bu becerinin ilk tohumunun atıldığı yıllardır bebeklik.

Erken çocukluk dönemine doğru;ağlamasının karşısında sizin fikrinizden vazgeçmenizi ister.İlişkiye ve ebeveyne olan güvenini yitiren çocuklar,kızgınlığını başını yastığın altına sokarak,ağlamayarak,bir şey istemeyerek,kendi bedenine yönelerek,başını yere duvara vurarak gösterebilir.

Çocukta öfke bu anlamda sağlıklıdır,Kızgınlık anında suçsuz olmadığını da deneyimler.Haykırır,tükürür,tepinir.Önemli olan fantezi ile gerçeğin ayrılmasıdır,bu duygunun öfke olduğunu tanıması gerçeklik dahilinde uygunsuzluğunu tanımasıdır.

Öfkelenenen çocuk, artık ne istediğini nasıl alması gerektiğini bu yolun çıkmaz yol olup olmadığını deneyimlemiş,çaresizlikle boğuşmak yerine ümitli bir çocuktur.

Sinirli çocuk kucakta kalmak istemeyebilir ama üzgün çocuk kucağa alınıp okşanmak ister,ihtiyacı vardır.Kederlidir.
Ümitsizliğin sebep olduğu ağlayışlar ya da ağlayamayışlara yetiştirme yurdunda rastlanır.Onlar yalnız çocuklardır..
Gösterdiğiniz özenden kuşkunuz yoksa çocuğunuz size ne zaman yalnız kalmak istediğini,ne zaman kızıp sevinip üzüldüğünü belli edecektir.

Mutsuz çocuk mutsuz yetişkin olur…

Çocuğunuzun duygularını tanımanız,ona tanıtmanız ve ihtiyacı olan güvenli tutuşu sağlayabilmeniz dileklerimle…


Uzm.Klinik Psikolog Afife SELVİTOPU
Anne-Çocuk/Ergen Psikoterapisti